Ana Sayfa Müşteri Hizmetleri Banka Hesap Numaralarımız İletişim
Ürün Grupları




En Son Baktıklarınız
Orta Boy, Renkli Kelime Mealli, Kuran-ı Kerim (Diyanet Onaylı)
En Çok Satan Ürünler
Odema Sauna Eşofman
Kur'an-ı Kerim Meali (Cep Boy) Elmalı'lı M. Hamdi Yazır
Orta Boy, Renkli Kelime Mealli, Kuran-ı Kerim (Diyanet Onaylı)
Moser TYP 1400-0278 Saç Kesme Seti
Tek Umut - Sigara Bıraktırıcı -7 Günde Sigarayı Bırakacaksınız!
Ginseng Tablet - Kargo Bedava
Kudret Narı (Propolisli) Kapsül
Ginkgo Biloba Kapsül
Aliş Akülü Arabalar İçin Yedek Akü 6V
HAYRAT KALEM KURAN YENİ VERSİYON İSTANBUL CAMİLERİ VE MİSVAK HEDİYELİ KARGO BEDAVA
Döviz Kurları
1 USD : 2,1806 TL
1 EUR : 2,8948 TL
1 CHF : 2,3980 TL
Ana Sayfa Dini Ürünler Kuranı Kerimler Orta Boy, Renkli Kelime Mealli, Kuran-ı Kerim (Diyanet Onaylı)

Orta Boy, Renkli Kelime Mealli, Kuran-ı Kerim (Diyanet Onaylı)

Resmi Büyüt

Orta Boy, Renkli Kelime Mealli, Kuran-ı Kerim (Diyanet Onaylı)

En Kolay Okunan Tuva Hatlı. Her Kelime Farklı Renk.
Ürün Kodu : tuva1
Markalar : TUVA
Fiyatı : 13,00 TL
Kdv Dahil Fiyatı : 13,00 TL
Kargo Ücreti : 7 TL
Kur Çevirici :
Havale İnd. (%3) : 12,61 TL
Kazanacağınız Para Puan : 0,13 TL
Stok Durumu : Stoklarımızda
Güncelleme Tarihi : 18.8.2014 10:50:00
Bu Üründen Adet  
 
  • Ürün Bilgisi
  • Taksit Seç..
  • Yorumlar (19)
  • Tavsiye Et
  • Önerileriniz

Ürün Detayları


DİYANET ONAYLI!
Orta Boy (16cm x 24cm)
Kelime Kelime Farklı Renklerle İfade Edilmiş Arapça Metin ve Türkçe Meali
En Kolay Okunan Patentli Tuva Hatlı Arapça Metin
Güncel Türkçe İle Sadeleştirilmiş, Elmalılı M. Hamdi Yazır Türkçe Meali
Özel Hazırlanmış Esma-ül Hüsna
Sure İndeksi
Kelime İndeksi
Şamua Kağıt
1. Kalite Lüks Baskı
Kitap Yan Tarafında Cüzlere Kolay Ulaşım Sağlayan İşaretler
Sağlam Dikişli Cilt
Sıvama Kısmi Selefonlu Kalın Mukavva Kapak

Taksit Seçenekleri

Ürün Yorumları

10.5.2014 17:35:00
ÇOK ŞEY YAZMAKLA ÇOK ŞEY ANLATMIŞ OLMAZSIN

MUHTEREM KARDEŞİM SÖYLEDİKLERİNİN SONUNA BİR ŞEY YAZMAYI UNUTMUŞ BARİ KURAN OKUNUP ANLAŞILSIN DİYE DEĞİL SADECE BELLİ BİR DÖNEM YAŞAMIŞ İNSALARA GÖNDERİLDİ BİZEDE HİÇ AKLIMIZI KULLANMADAN TEFEKKÜR ETMEDEN TAKLİT ETMEK ANLAMAYA ÇALIŞMAMAK DÜŞTÜ DESEYDİN DUVARDA ASILI DURSUN GÜZEL NAKIŞLI İŞLEMELERİNE BAKAR DURURUZ.

Misafir Kullanıcı

7.5.2014 13:43:00

s.a millet incili falan sokaklarda bedava dağıtırken biz hala para ile hizmt yapıyoruz.. bi düşünelim hocalarım..

Misafir Kullanıcı

22.8.2013 21:29:00

kitapçılarda satılmıyormudur ki yani illa internetten mi alınıyor ?

Misafir Kullanıcı

20.8.2013 16:36:00
İşte bu yol ne güzel yol

Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifi yanlış anlamak, insanın imanını giderir. Dine aykırı olan bir şeyi halkın çoğu yapsa yine meşru hâle gelmez. Onun için Kur´an-ı kerimde müctehidlerin bildirdiği şekliyle (İnsanların çoğuna uyan sapıtır) buyuruluyor. (Enam 116) Müslüman olan halkın çoğu haram veya bid’at işlese, çoğunluk böyle yapıyor diye onlara uymak günah olur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiğine uymayan, her mana yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur´an-ı kerime ve hadis-i şeriflere uyduğunu sanır ve iddia eder. Kısa görüşü ile, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır, doğru yoldan kayar. Felakete gider. Eshab-ı kiram, ana dilleri Arapça olduğu halde, bazı âyetleri anlayamayıp, Peygamber efendimize sorarlardı. Allahü teâlâ buyuruyor ki: (İnsanlara açıkla diye Kur’anı sana indirdik.) [Nahl 44]. Kur’an-ı kerimi tam olarak ve en iyi şekilde yalnız Resulullah anlamıştır. Çünkü muhatabı Odur. Kur’an Ona gelmiştir. Ondan başkası elbetteki Onun gibi tam anlayamaz. Açıklamak, âyet-i kerimeleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. En iyi anlayan, açıklamakla görevli kılınan Odur ve Onun açıklamasını, dinleyen ve öğrenen Eshabı Kiramdır. Bırakın bizleri, ümmetin âlimleri de, âyetleri anlayabilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları bildir der, açıklamasını emretmezdi. Resulullah, Kur’an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirmiştir. Allahü teâlâ onlardan razı olduğunu bildirmektedir. Peygamber efendimiz de onların gökteki yıldızlar gibi olduğunu ve onlara uyanların kurtulacağını bildirmiştir. Eshabı kiramdan nakledilen, mezhebimizin âlimlerinin bildirdiği bilgileri esas almalıdır. Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer. Tefsir, yoruma değil, nakle dayanır. Kur´an-ı kerimin birçok yerinde (Resulüme tâbi olun, ona uyun) buyuruluyor. . Rastgele yazılmış olan, meal denilen tercümeleri okuyan ve İslamiyet’in temel bilgilerine vakıf olmayan zihinlerde, bir takım şüpheler, itirazlar hâsıl olur. Onun için yetmiş iki sapık fırka, Kur´an-ı kerimi yanlış anladıkları için sapıtmışlardır. Hiçbirisi biz yanlış anladığımız için böyleyiz dememiş hepsi doğru anladıklarını iddia etmişlerdir. Nakli esas almak, hakiki İslam âlimlerinin kitaplarından, kendi yorumunu katmadan nakletmek demektir. Şu ayetten şöyle anlıyorum, şu hadisten şöyle anlıyorum diye kaynak göstermesi geçersiz olur. Buna, nakli değil kendi aklını, kendi bilgisini esas almak denir. Yani âyet ve hadisten kendi anladığını yazmak nakil değildir. Müctehid olmayanların âyet-i kerimeye mana vermesi doğru olmaz. Bir hadis-i şerif meali: (Kur’an-ı kerimi kendi görüşüyle açıklayan, verdiği mâna doğru olsa bile mutlaka hata etmiştir.) [Nesai] Berika’da bildiriliyor ki: Bir kimse, kendi görüşüne göre Kur’an-ı kerime mânâ verse, verdiği mânâ doğru olsa da, meşru yoldan çıkarmadığı için, hata etmiş olur. Verdiği mânâ yanlış ise kâfir olur. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir: (Kur’an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Mektubat-ı Rabbani] Bir alim zat dahi buyuruyor ki: Kitaptan ve sünnetten bizim ve sizin anladıklarımızın hiç kıymeti yoktur. Ehl-i sünnet âlimlerinin anladıklarına uymak lazımdır. Bizim anladıklarımız, Ehl-i sünnet âlimlerinin anladıklarına uymuyorsa, hiç kıymeti olmaz çünkü her bidat sahibi ve doğru yoldan kayarak dalalete düşenler, sapık bilgilerini ve bozuk işlerini, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden anladıklarını ve bu iki kaynaktan çıkardıklarını söylemektedirler. Allahü teâlâ ve Resulü, müminlere merhamet ettikleri için, bazı işlerin nasıl yapılacağı, Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açık bildirilmedi. Açıkça bildirilse idi, öylece yapmak farz ve sünnet olurdu. Farzı yapmayanlar günaha girer, kıymet vermeyenler de kâfir olurdu. Müminlerin hali güç olurdu. Böyle işleri, açık bildirilmiş bulunanlara benzeterek işlemek gerekir. Din âlimleri arasında, işlerin nasıl yapılabileceğini, böyle benzeterek anlayabilenlere, Müctehid denir. Dört mezhep imamından sonra, hiçbir âlim, mutlak müctehid olduğunu iddia etmedi. Müctehid âlimler, asr-ı saadette, Sahabe-i kiramın zamanında, Tâbiin (peygamber efendimizi gören müminler) ve Tebe-i tâbiin ( peygamber efendimizi görenleri gören müminler) devrinde bulunuyor, sohbet bereketiyle yetişiyordu. Zaman ilerleyip, fikirler bozulup, bid’atler çoğalınca, böyle kıymetli zatlar azaldı, hicri dördüncü asırdan sonra, bu vasfa malik bir âlim ortada kalmadı. (Mizan-ül-kübra, Redd-ül-muhtar, Hadika). Bir hadis-i şerif de şöyledir: (En iyi, en hayırlı insanlar benim asrımda bulunan Müslümanlar [Eshab-ı kiram]dır. Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenler [Tabiin] dir. Onlardan sonra da en iyiler onlardan sonra gelenler [Tebe-i tabiin] dir. Onlardan sonra gelenlerde yalanlar yayılır. Bunların sözlerine, işlerine inanmayınız.) [Buhari] Herbiri bir mucizeyi bildiren bu hadis-i şerifler gösteriyor ki, günümüzdeki insanların sözlerine ve işlerine ihtiyatla yaklaşmak lazımdır. Kendi sözlerine değil, eski âlimlerden bildirdiklerine itimat etmelidir. Şayet eski âlimler kötülenirse asla itibar etmemelidir. Yine bir mucizeyi bildiren hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Ahir zamanda sonra gelenler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacaktır.) [İbni Asakir] Kıyamet alametini bildiren hadis-i şeriflerden bazıları da şöyledir: (Hadisi bırak, Kur’ana bak diyerek beni yalanlayanlar çıkar.) [Ebu Ya’la] (Kur’andan başka delil kabul etmem diyenler çıkar.) [Ebu Davud] (Doğru söyleyenler yalanlanır, yalancılar kabul görür.) [İ.Ahmed] (Camiler ve hâfızlar çoğalır, ama, hakiki âlim hiç bulunmaz.) [Ebu Nuaym] Allah ne diyor diyerek meal okuyup hüküm çıkarmak çok zararlıdır. (Hayır, ben hüküm çıkarmak için değil, de Kur’anda ne var diye okuyorum) demek de yanlıştır. İnsan okuduğun etkisinde kalır. Tercüme edenin fikrine esir olur. Kendi tercüme ediyorsa, kendi fikrinin esiri olur. Osmanlılar bunu bildiği için, hiç meal yazmamışlardır. Osmanlıdan sonra gayrimüslimler bu işe önayak olmuş, sonra herkes meal yazmaya başlamış ve çok kimsenin sapıtmasına sebep olmuşlardır. Birkaç örnek verelim: 1.Anayasa kitabı Türkçedir. Hukukçu olmayanlar okursa, farklı görüşler meydana çıkar. Hukukçular arasında bile farklı anlayışlar oluyor. Anayasa birçok konularda kanunlara havale eder. Kanunlar birçok hükmü tüzüklere, yönetmeliklere havale eder. Kanunu, tüzüğü, yönetmeliği bilmeden Anayasaya göre bu iş şöyledir demek çok yanlış olur. Dinimizde de Kur’an-ı kerimden başka hadis-i şerifler var, icma var, kıyas-ı fukaha var. Ancak bunları bilmekle Kur’an-ı kerim anlaşılabilir, tercümesini okumakla anlaşılmaz. 2.Kendi başına tıp kitabı okuyan doktor olabilirmi? Hatta bırakalım onu, tıp fakültesini bitiren bir doktor ilkokul dahil en az 18 yıl eğitim alır. En az 6 senesini tıp ilminde geçirmiştir. Kelimelerin, deyimlerin tıbbi anlamlarını da çok iyi bilmektedir. Ancak bu kişi bir kalp damar cerrahisinin ana kitabı olan dünyanın kabul ettiği bir text-book’u eline alıp bu kitaptaki her cümleyi anlıyorum, işte burada bu söyleniyor, burada by-pass anlatılıyor diyerek ameliyat yapabilir mi? 100 tane hastayı opere etse kaç tanesi yaşar? Siz ona ameliyat olurmusunuz? Ama tıbbi kelimelerin anlamını çok iyi biliyordu, kitapları çevirisi de süperdi.? Çevirmek, anlamak yetmez diyeceksiniz, hatta bu kişiden kaçacaksınız. Mümkünse en iyi bilene, değilse bu işi en iyi bilenin yanında bulunmuş olana, ondan öğrenmiş olma şartını koyarsınız-kendinizi kurtarmak için. İşte bize düşen de en iyi bilenin yaptıklarını, söylediklerini bize nakleden, onun yanında bulunmuş olanlardan bu dini öğrenmektir kendimizi kurtarmak için. Yoksa yapacağımız şeyin kitabı açıp baypass yapmayı okuyup,ezberleyip hastanın başına geçmekten hiç farkı kalmaz. Hastayı ekmek bıçağı ile açıp nakış ipliği ile kapatırız ve halen ben böyle okuyup anladım diye haklı olduğumuzu savunuruz. İslamiyet mealden, tercümelerden, kendini peygamber yerine koyup burada Allahü Teala şöyle diyor diyenlerden öğrenilmez. Unutulmamalıdır ki Selman-ı Farisi hazretleri, eshab-ı kiramın büyüklerinden ve meşhurlarındandır. Ehl-i beytten sayılmıştır. İnsanları Hakka davet eden, doğru yolu göstererek saadete kavuşturan ve kendilerine Silsile-i aliyye denilen büyük âlim ve velilerin ikinci halkasıdır. Eshab-ı Suffe denilen ve Peygamber efendimizin bizatihi kendilerini ilim öğrenmekle vazifeli kıldıkları ve Peygamberimizden hazarda ve seferde bir an ayrılmayan kimselerdendi. Bazı geceler Resulullahın huzurunda bulunarak başbaşa saatlerce sohbetinde kalırdı. Ehli Suffe içerisinde Resulullah efendimize en yakın olan Selman-ı Farisi hazretleri idi. Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki: "Selman-ı Farisi geceleri uzun zaman Resulullah ile beraber kalırdı ve sohbetinde bulunurdu. Neredeyse Resulullahın yanında bizden fazla kalırdı. Peygamber efendimiz "Allahü teâlânın bana sevdiğini bildirdiği, benim de sevmemi emrettiği dört kişiden biri Selman’dır" buyurdu. Bedir ve Uhud savaşından sonra, Mekke müşriklerinin savaş için gelmekte olduğu haber alınınca Medine üzerine üçüncü defa yürüyen müşriklere karşı nasıl bir savunma yapılması gerektiği istişare ediliyordu. Bütün müşriklerin birleşerek hücum ettiği bu savaşta Selman-ı Farisi, Resulullaha, İranlı olduğundan ve oradaki savaşlarda uygulanan hendek kazmak suretiyle savunma yapmayı söyledi. Onun bu teklifi kabul edilip, hendek kazıldı. Bu sebeple bu savaşa, Hendek Savaşı denildi. Hazret-i Ebu Bekir devrinde Medine´den ve Hazret-i Ebu Bekir´in sohbetinden bir an ayrılmayan Hazret-i Selman, onun da almış olduğu kamalatlardan bazılarına, feyzlerine, marifetlere kavuşmuştur. Hazret-i Ömer zamanında İran fethine katılmıştır, İslam ordusunun büyük zaferlere kavuştuğu bu seferlerde çok büyük hizmetleri olmuştur. İşte bu zat dahi sohbetlerde bulunmasına ve çok iyi Farisi dili bilmesine rağmen Kuran-ı Kerim’i Farisi dilini çokiyi bildiği halde tercüme etmemiş, meal yazmamış, sadece Fatiha suresini tefsir etmiş, onlara sohbetleri ile dinimizi yaymıştır. İmam-ı Cafer-i Sıddık hazretleri de bunun sohbetlerinde feyz almış ve böylece Ehli sünnet bilgileri hiç değişmeden bir şey katılmadan, eklenmeden, kişilerin görüş-düşüncelerinden uzakta kalarak kalp gözleri açık olan bu kişiler vasıtasıyla günümüze nakledilegelmiştir. (Çok Kur’an-ı kerim okuyan vardır ki, Kur’an-ı kerim ona lanet eder) (Çok oruç tutanlar vardır ki, orucundan eline geçen yalnız açlık ve susuzluktur)hadis-i şeriflerinde bildirilen ve makamı, derecesi, kemali böyle olanlara yazıklar olsun.

Misafir Kullanıcı

20.8.2013 16:28:00
En büyük nimet nedir?

Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, Şems-i Tebrizi hazretlerine kavuştuktan sonra, onu çok sevmesine rağmen, hocasının bazı sözlerini, işlerini aklı almıyordu. Baktı, iş felakete gidiyor, aklını bırakıp hocasının bildirdiklerine uydu. En sonunda, gerçeklere vakıf olunca, (Aklımı bıraktım, hocama tâbi oldum ve kurtuldum) buyurdu. Mevlâna´ya göre akıl, dünya işleri için bir yol göstericidir fakat Allahü teala’nın emir ve yasaklarını akılla ölçmek yersizdir, akıl kendi başına dinin emir ve yasaklarını bilseydi, Peygamberlere, âlimlere lüzum kalmazdı, ahiret bilgilerini de dünya işlerine benzetmeye kalkışarak yanılırdı der. Hiçbir akıl, ahiret bilgilerini bulamayacağı, çözemeyeceği içindir ki, Allahü teâlâ her asırda dünyanın her yerine Peygamber göndermiş ve en son, kıyamete kadar değiştirmemek üzere, bütün dünyaya Peygamber olarak Muhammed aleyhisselamı göndermiştir. İnanmayanlar Peygamber efendimizin miracını akılla inkâr ederken, Hazret-i Ebu Bekir, aklı işe karıştırmadan, (O söylediyse doğrudur) demiştir. Aklına uyup, aylarca sürecek bir yolculuk bu, aklıma yatmıyor, bu din AKIL DİNİ DEMEDİ, bir de ben sorayım demedi, Sıddık oldu. Yüzyıllardır dinimizi bozmak için gayretler devam etmektedir. Bunların çoğu da iyi niyetli gibi gözüken Kuran ile hadis ile hayatınızı düzenleyin diyerek karşımıza çıkan masum görünüşlü kişi veya kurumlardır. Böyle yapmayın dendiğinde insanlarımızın bilgisizliğinden yararlanıp dinden, Kuran’dan bahseder göründüklerinden rahatlıkla karşısındakine suçlama yaparlar. Dinini doğru kaynaklardan öğrenmeyenler için bunlar çok büyük tehlikedir. Bu zaman için Devran bi-sükun (zaman karışık, ortam kötü) Düşman kavi (düşman çok ve güçlü) Dost bi-perva (dost görünenler kendi derdinde, kayıtsız) denmiştir. Çoğunluğun doğru yolda olduğunu sanmak çok yanlıştır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:(İnsanların çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar.) [Enam 116]. Çok kimse bu yolda gidiyor diye, o yolun doğru olduğu anlaşılmaz. Bizim yapmamız gereken önce kendimizi, sonra çoluk çocuğumuzu, sonra kayıtsız kalmayıp yakınlarımızı ve yapabiliyorsak arkadaşlarımızı kurtarmaktır. Kirli bardağın içine zemzem koysak bile kirlenir, bozulur, içilmez. Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki Büyük zatlardan istifade etmek bir şeyler alabilmek için önce kabınızın temizlenmesi gerekir. Bunu yapmak kolay değildir, nefse çok güç gelir. Kalbimizdeki kirleri, yani bozuk inanışları temizlemeden o zatlardaki güzel ahlakın bize intikali mümkün değildir. Birinin aklına uygun gelen bir şey, başkasının aklına uygun gelmeyebilir. İşte bu yüzden günümüzde Müslümanım diyenler çeşitli cemaatlere, çeşitli fırkalara bölünmüştür. İşte , o büyükleri tanımayıp aklı ile yorumlar yaparak, tanımadıkları için bir de düşman olarak, ben diyerek, bana göre diyerek, kendinin doğru yolda olduğunu zannederek bu ümmetin 73 parçaya bölüneceği sadece bir fırkanın doğru olduğu, bu fırkanın da Ehl-i sünnet vel-cemaat fırkası olduğu, yani Peygamber efendimizin yaptıkları, buyurdukları, öğrettikleri, açıkladıkları, bunları nakledenlerin yolu olduğu bildirilmiştir. İşte onlar gibi olanlar Ehl-i sünnet vel-cemaat’dir. Onlar gibi olmak için onlardan nakledilenleri öğrenmek gereklidir. Bunlardan istifade etmek için teneşir tahtasındaki ölü gibi olmalı, teslim olmalıdır. En zor iş de budur. Resulullahın ve Hulefa-i raşidinin yolunu, o büyükleri tanımak, o kapıdan girebilmek için bütün bozuk inanışlardan kurtulup tertemiz olmak şarttır Bu büyüklerin yanına yani eserlerine dolu giden boş döner, boş giden dolu döner buyuruluyor Bu kapıdan kol ve bacak kırılmadan geçilmez Eşden dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez İçeride bir has oda, yeri samur döşeli Bu odaya gelsin diye çağrılmadan geçilmez Geçitlerin, kilitlerin yalnız O´nda şifresi Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez Ne okudun, ne öğrendin ne bildinse berheva İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez. Nasibi olanlar Allahü teala’nın lütfuyla onları tanır, onlarla olur, nasibi olmayanlar onlara düşmanlık eder, dinini bozuk itikadlılardan, Kur’an bana indi, beni işaret ediyor diyenlerden, mezhepsiz olduğunu gizlemek için o zaman mezhep mi vardı, biz mezhepler üstüyüz, mezheplerin doğrularını birleştirdik diyenlerden öğrenmeye çalışır da, bir ömrü bu yolda tüketir, doğru adına hiçbir şey bulamadan da ölüp gider. Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki Dini ve imanı hakkında, (Sonum ne olur) diye söğüt yaprağı gibi titremeyenin sonu tehlikelidir. Ahir zamanda en büyük felaket imansız ölmektir. Peygamber efendimiz (Ahir zamanda gelecek ümmetimin en büyük derdi, imanı korumak ve kurtarmaktır. En büyük felaketi ise imanı kaybetmektir) buyuruyor. (Ahir zamandaki ümmetim emirlerin onda birini yapsalar kurtulurlar) hadis-i şerifindeki onda birden maksadın imanı koruyup, doğru imanla ölmek olduğu bildirilmektedir. Marifet bu dünyaya geldiğimiz gibi temiz ve güzel gidebilmektir. Nevres selim ü pak gelip gitmedir hüner Yoksa cihana günde bin adem gelir ve gider. Böyle gidememek ne büyük hüsrandır. Hazret-i Ali buyuruyor ki: (Din, akıl ve görüş ile olsaydı, mestin üstünü değil, altını meshederdim, halbuki Resulullah üstünü meshederdi.) [Ebu Davud]. Yine Hz. Ebu Bekri Sıddık ´´Kuran´ı Kerim´i kendi reyimle, kendi görüşümle tefsire kalkarsam beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler´´ buyuruyor. Eshabın en üstünlerinin bile yapmadığı, kendi yorumlamalarını Peygamberimizden nakledenleri beğenmeyip ben böyle anlıyorum, Kuran beni işaret ediyor diyenlerin dinimizi, imanımızı çalmalarına izin vermemelidir. Sonuçta hırsız malımızı ama bunlar tüm ahiretimizi çalarlar. Dinimizi nakil yoluyla kendinden sonrakilere öğretenler bu işin sorumluluğunu bildikleri için tek kelime bile kendilerinden eklememişler, şüpheli olana yer vermemişler, insanları kurtarmak için uğraşmış, her söylediklerin yanında mutlaka kaynak vermişlerdir. Kaynak gösterilmeden nakledilen hiçbir bilginin zerre kadar değerinin olmadığını, herkesin kendi aklına göre bir şeyler söylemesi halinde dinin hıristiyanlığa döneceğini çok iyi biliyorlardı. Âlim olan, ahiret korkusundan dolayı kendinden hiçbir şey söylemez. Her şeyi büyük İslam âlimlerinin kitaplarından alır, yani nakleder. Böyle olunca da, kıymetli olur. Kıyamet alametleri arasında ibâdet edenlerin çoğunun gerçek din bilgilerinden habersiz olup âdet üzere ibâdet edecekleri, İslamın ancak isminin kalacağı bildirilmiştir.İslamın sadece isminin olduğu yol ibadet edenlerin muteber kaynakları esas almayıp nakle önem vermeyen, kendinden söyleyen, kaynak göstermeksizin hüküm verenlerin yoludur. Bu işte benim düşüncem diyen, bu zamanda böyle olur mu diyen, ben böyle biliyorum diyen kaybeder buyurulmuştur. Çünkü senin düşüncen varsa kendini, ömrünü bu alimlere, Ehli sünnete adayan o büyükler yoktur. Nakli esas alan kitapların, mesela Fetava-yı Hindiyye’nin, Kimya-i Saadet’in, İbni Abidin’in çok kıymetli olmaları bundan dolayıdır. (Çok Kur’an-ı kerim okuyan vardır ki, Kur’an-ı kerim ona lanet eder) (Çok oruç tutanlar vardır ki, orucundan eline geçen yalnız açlık ve susuzluktur) (Ahir zamanda bir camide binden fazla kişi namaz kılacak, fakat, içlerinde bir tane mümin bulunmayacaktır.) [Deylemi] buyuruluyor. Oruç tutup, namaz kılıp, makamı, derecesi, kemali böyle olanlar acaba kimlerdir? Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki Dini ve imanı hakkında, (Sonum ne olur) diye söğüt yaprağı gibi titremeyenin sonu tehlikelidir. Aşağıdaki 17 satır Elmalılı Hamdi’nin Araf suresi 204. Ayet-i kerimesinin tefsirinden alınmıştır’’Ve ey müminler hatta ey insanlar! Kur´ân okunduğu vakit namazda, hutbede veya herhangi bir yerde ve mecliste hemen kulak verip onu dinleyin, ve ağzınızı tutup susun ki, rahmete erdirilesiniz, rahmete erdirilmeniz arzu edilsin. Zira susmak iyice dinlemeye, iyi dinlemek de basirete, o da iman ve salih amellere, iman ve ameller de ilâhî rahmete ve nimete ermeye sebep ve yoldur. Görülüyor ki, buradaki "dinleme ve susma" ile ilgili emirler okunmaya bağlı olarak şart kılınmıştır. Akıllı olmayandan ve cansız varlıklardan sadır olan seslere kırâet denilemeyeceği gibi, aks-i sadadan, yani sesin yankılanmasından meydana gelen işe de kırâet denilemez. Bunun içindir ki, fakihler bir kırâetin yankılanmasından hasıl olan yankıya kırâet ve tilâvet hükmü terettüp etmiyeceğini ve mesela tilâvet secdesi lazım gelmeyeceğini beyan etmişlerdir. Bir kitabı sessiz olarak okumaya kırâet denilemiyeceği gibi, çalan veya çınlayan yankı yapan bir sesi dinlemek de kırâet dinlemek demek değildir, bir çınlamayı dinlemektir. Şu halde Kur´ân okuyan bir okuyucunun sesini aksettiren gramafondan veya radyodan gelen sese de kırâet denilemez. Bu gibi sesler bir kırâet değil, bir kırâetin yankısı ve yansımasıdır, bunlara dinleme ve susma emrinin hükmü terettüp etmez. Yani dinlenilmesi ve susulması vacip olan Kur´ân, gramafonda çalınan Kur´ân değil, bir insan tarafından okunan Kur´ân´dır.’’ İşte ahireti için korkmayan, çekinmeyen ve yalvararak, yakararak, kalben ve fikren bu yolda olamayanların, o nakille tertemiz gelen bilgilere uymayanların insanlarımızı nasıl camilerimizden uzaklaştırdıklarına delil. Ezanı çok daha uzaklara duyurmak için minarelerimize taktıkları , sadece kulağa ve kulak zarına hitap eden, kalbe intikal etmeyen, çok daha fazla insan duysun diye uyguladıkları ama tefsirde de bu ses insan sesi yerine geçmez ve okunurken yükseğe çıkma sünnetini de terk ettikleri için, mikrofonlarla, ses tertibatları ile, çoğu zamanda hışırtılı, yankılı olarak, ama hiç pürüz olmasa bile dinlenilmesi vacip olan ses değildir denildiği için, aslında böylece cemaati ne kadar azalttıkları ve maalesef bunun bilincine halen varamadıkları uygulama. Daha uzaklara gitsin diye yaptıkları ama dibinde yaşayanın kalbine nüfuz etmediğini bir görseler, milyonlarca insanı, bilgisizliklerinin bedelini ödetmek adına bunca yalan kumkumasının ardına dizip dizip, hızla camileri boşalttıklarını, keşke görebilseler Camilere bir sabah namazına, bir akşam namazına, bir de yatsı namazına gidip gerçekleri bir görebilseler Sadece büyük şehirlerde değil, ilçelerimizde, köylerimizde bile durumun içler acısı olduğuna şahit olsalar. Bugün bir istatistik yapıp, aynı camilerde, aynı günlerde, aynı vakitlerde beş senede bir cemaatin sayısına bir daha, bir daha baksalar. Emredildiği gibi alınmayan abdest, okunmayan ezan, kılınmayan namaz, tutulmayan oruç, verilmeyen zekat, velhasıl farzı, vacibi, sünneti, müstehabı, edebi ile doğru öğrenilmeyen dinden insanların nasıl uzaklaştığını görseler ve Hazret-i Ömer’in (Dininizi doğru öğrenip, buna uygun yaşayın. Yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz) buyurduğunu bir hatırlasalar. Oluşturduğumuz bu hazırcı cemiyette herkesin müctehidmişcesine yorumlar yaptığını, bize ne sunuluyorsa, baş tacı ettiğimizi, ev alırken, araba alırken gösterdiğimiz hassasiyeti dinimizi öğrenirken hiç umursamadığımızı, dinimizi ve ahiretimizi çaldırdığımızı da keşke görebilsek.. Görsek ne olur, görmek kâfi gelseydi, bütün Kureyş kâfirlerinin Müslüman olması gerekirdi, inanmak, Ehli sünnet âlimlerinin bildirdiği gibi inanmak başka şeydir, o Cenab-ı Hakkın bir lütfudur, bir ihsanıdır. Bu ancak o zamandan bugüne, nakli esas alan ve içine şahsi düşünce, yorum, ilham katılmamış kitabların okunması ile kazanılır. O yüzden bu yolun önderleri diyor ki Ehli sünnet âlimlerine inanmayanlar, Peygamber efendimizin zamanında yaşasalardı, Ona da inanmazlardı. Tasdik edenler, tasvip edenler, sevenler, eğer Peygamber efendimizin zamanında olsalardı, Eshab-ı kiram olurlardı. Çünkü onlar Onun vârisleridir. Dinde nakli esas almak, hakiki İslam âlimlerinin kitaplarından, kendi yorumunu katmadan nakletmek demektir. Bir hadis-i şerif meali: (Kur´an-ı kerimi kendi görüşüyle açıklayan, verdiği mânâ doğru olsa bile mutlaka hata etmiştir.) [Nesai] Kur’an-ı kerimde namazın farzlarını, namazı bozan şeyleri, namazın rekâtlarını bile bulamayız. Hadis-i şerifler olmasaydı, onları bize ulaştıran onları görenlerden nakledenler ve bizlere gelmesinde vasıta olanlar olmasalardı namazların kaç rekât olduğu, nasıl kılınacağı, namazı bozanlar, namazın farzları, sünnetleri, rükû ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zekât nisabı, orucun farzları, nasıl tutulacağı, orucu bozanları, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Ana baba çağırdığı zaman, önemli bir işle uğraşılsa da, hemen onu terk edip, derhal ana babanın emrine koşmak gerektiğini, ana baba çağırınca nafile ve sünnet namazların bozulacağını, imdat isterlerse farzları da bozmak gerektiğini bilemezdik. Yani hiçbir âlim, bunları Kur´an-ı kerimden bulup çıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz açıklamıştır. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmış, Ehl-i sünnet alimler de bunları bizlere ulaştırmışlardır. . Bunları kaynaklarla bir araya getirenler işte bu mezhep imamlarıdır. Onun için namaz, oruç, zekât gibi ibadetler ancak mezheplere göre uygulanır. Kur’an-ı kerime hatta hadis-i şeriflerden kendi anladığımıza göre bile uygulayamayız. Dindeki dört delil, müctehid âlimler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü biz, âyetten ve hadisten hüküm çıkaramayız. Bunun için, mezhebimizin bir hükmü, âyet ve hadise uymuyor gibi görünse de, mezhebimizin hükmüne uyulur. Çünkü Nass [yani âyet, hadis] ictihad isteyebilir, tevil edilmesi gerekebilir, nesh edilmiş olabilir. Bunları da ancak müctehid anlar. Bunun için tefsir ve hadis değil, âlimlerin kitaplarını okumamız gerekir. Yoksa Bir hadis-i şerif mealinde de bildirildiği gibi dinimizi, imanımızı kendi ellerimizi veririz de haberimiz olmaz. İslam âlimleri, bugün garip oldu, azaldı, Resulullahın sünnetine sarılmış olan büyük âlimleri, bu millet tanımaz oldu. Hadis-i şeriflerde, (Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar), (İlmin azalması âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar, insanları doğru yoldan sapıtırlar) ve (Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur) buyurulduğu halde yeniyetme bazıları Peygamberi red ederek kendisinin kıyamet alameti olduğu bildirildiği halde, teknoloji ilerledi bugün daha çok şey biliyoruz diyebiliyor. Halbuki fenni buluşlara sahip çıkmak, dinimizin emridir. Şimdi kendi görüşlerini, sapıklıklarını din gibi ortaya atanlar çoğaldı. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Ümmetim, kötü din görevlilerinden çok zarar görecektir)(Hakim).(İnsanların en hayırlısı benim asrımdaki müslümanlar [Eshab-ı kiram]dır. Bunlardan sonra en iyileri, bunlardan sonra gelenler [tâbi’in]dir. Onlardan sonra da en iyileri, onlardan sonra gelenler [Tebe-i tâbi’in]dir. Artık bunlardan sonra yalan yayılır, bunların sözlerine ve işlerine inanmayınız!) [Buhari, Müslim]. (Ortalık karışır, yalanlar yazılır, âdetler ibadetlere karıştırılır ve Eshabıma dil uzatıldığı zaman, doğruyu bilenler herkese bildirsin! Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti, doğruyu bilip de, gücü yettiği halde bildirmeyene olsun.) [Ebu Nuaym, Deylemi] İşin esası, dinin emrine uymaktır Bir ibadet eksik veya yanlış yapılsa, Allahü teâlânın bir zararı, bir kaybı olmaz, aksine tam doğru yapılsa bir kârı olmaz. Bunun için Allah’ın emrine uyularak yapılan bir ibadet, eksik veya yanlış olsa da, Allahü teâlâ onu tam olarak kabul eder. Emre uyulmadan eksiksiz yapılsa da o ibadet kabul olmaz. Allahü teâlâ, dinini doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. O sözünden dönmez. Bunun için dinimizi herkesin kendi anladığından, yeni bir bakış olarak lanse edilen felsefi yorumlardan, Kur’an ışığında, Ayet ışığında, Kur’an Müslümanlığı, Kur´an müminliği diye başlayıp insanları cezbeden, böylece reddedilmeyi baştan önlemeyi amaçlayan, bugünkülerin tabiriyle damardan girerek, insanların bilgisizliğinden yararlanan ve kendi görüşlerini din diye söyleyenlerden değil, mutlaka peygamber efendimizi görenlerden, sohbetinde bulunanlardan ve bunları görüp nakleden kaynaklardan öğrenmeliyiz. Kişilerin kendi görüş, ilham, zan, anladıklarının değeri yoktur. Tek kriter söylenenin Ehli sünnet alimlerinden kaynak gösterilerek verilmesidir. Bu kaynaklar ve Ehli sünnet bilgileri bugüne kadar nakil yoluyla böylece bozulmadan gelmiştir. Böyle bir kaynağı ele geçirmek en büyük nimettir. Kim olduğumuz değil, kimlerle bulunduğumuz önemlidir. Kıtmir, köpek iken, Eshab-ı kehf ile beraber olduğu için Cennete girdi. Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki Nasihat tutmayanı musibet tutar ve kim ehli sünnet alimlerini esas almaz, kendi aklına göre hareket edenlerle, hiçbir kaynak vermeden konuşur ve konuşanlarla olursa helak olur. Ehli sünnete uymada engel insanın kendisidir, nefsimize uymak en büyük engeldir. Ehl-i sünnet itikadı ile tanışmak ve yaymak kimlere nasip olmuşsa da çok şükretsinler, hâllerini bozmasınlar. Allahü teâlâ elimizden alır, başka diyarlara, başka kullarına verir diye çok korksunlar. Bu bir rahmet bulutudur. Gezer, kim ve neresi layıksa oraya rahmetini bırakır.

Misafir Kullanıcı

19.7.2013 03:46:00
kuranı kerim

Kuranı kerim çok gğzel

Misafir Kullanıcı

15.6.2013 17:32:00
Kargo

Kargo ücreti ödeyecekmiyim 6 TL KARGO

Misafir Kullanıcı

11.2.2012 13:20:00
rüstem kertis

ben şimdi sipariş ettim inşallah birkaç gün içinde gelir

rüstem kertis

24.12.2011 22:01:00
sepete ekleyemiyorum

ürünü sepete eklemede sorun çıkıyor. ekle diyorum ama eklmiyor uyarı veriyor. CEVAP: HATA DÜZELTİLDİ

irfan aydın

24.12.2011 21:08:00
kargo ücreti

tv reklamı üzerine aradığımı buldum demişken yorumları okumak istedim iyiki okumuşum bu şekilde internet satışı kandırmak gibi bişey

ramazan ipek

14.12.2011 08:55:00
HARİKA

Siparişim kargo firması yüzün den bir kaç gün gecikti ama şu an elimde aynı fotoğraflardaki gibi TEŞEKKÜRLER CUMA PAZARLAMA

NURULLAH DOĞAN

10.7.2011 16:29:00
kürani kerim satın alma

ben şimdi bü ürünü almak istiyorum ama size nasıl olaşacağımı bilmiyorum. PAZARTESİ-CUMARTESİ 09:00-18:30 ARASI BU NUMARAYI ARAYIN: 0212 446 76 60

ahmet demirkol

9.7.2011 01:58:00

bende bu ürünü tvde gördüm ama internet adresini unuttuğum için ordan alamadım..ama yinede bulduğuma sevindim...

arzu ayyıldız

17.5.2011 12:51:00
Çok Güzel Bir Ürün

Beklediğim kadar güzel bir ürün ama yoğun bir gül kokusu beklemeyin:):)

Emre ŞAHİN

7.3.2011 21:16:00

EVET TV DE BİLE ONÇE 15TL DENİLİYO KARGO DAHIL SONRA DA KARGO 5 TL EKLENİYO. cevap: cuma pazarlama tv den satış yapmamaktadır. ne demek istediğinizi anlayamadık...

Emrah ARVAS

14.12.2010 16:27:00
KARGOM GELDİ

AZ EVVEL KARGOM TESLİM EDİLDİ. HİZMETİNİZDEN DOLAYI TEŞŞEKKÜR EDERİM. BAŞARI VE AFİYET DİLERİM. SPARİŞİME EK OLARAK ĞÖNDERDİĞİNİZ 3 ADET HEDİYE KURAN-I KERİM MEALLERİ İCİN, İÇTEN TEŞEKKÜRLER. CUMA PAZARLAMANIN FARKLILIĞINI ORTAYA KOYDUNUZ. RENKLİ KELİME MEALLİ KURAN-I KERİM LER BEKLEDİĞİMDEN DAHA HARİKULADE BİR DÜZENLEME, BASKI VE CİLDE SAHİP! EMEĞİ GEÇEN BÜTÜN KARDEŞLERİME TÜM KALBİMLE TEŞEKKÜR EDİYORUM. İLERLEYEN ZAMANLARDA RENKLİ KELİME MEALLİ KURAN-KERİM İÇİN TEKRAR SİPARİŞ VERMEYİ DÜŞÜNÜYORUM. KAMPANYANIZ SONA ERDİRİLMEDEN ÖNCE MÜMNKÜN İSE, HABERDAR ETMENİZİ RİCA EDİYORUM! TABİ Kİ BU KAMPANYANIN HİÇ SON BULMADAN UZUN ZAMANLAR BOYUNCA DEVAM ETMESİNİ DE DİLİYORUM. TEKRAR TEŞEKKÜRLER! ALLAH´IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN. BÜTÜN İŞLERİNİZ CUMA BEREKETİNDE OLSUN. MEHMET DAMAR

Misafir Kullanıcı

6.11.2010 14:32:00
s.a

bende kuranı kerım aldım ve ürünü cok begendim.kargo parası ürünün içinde hesaplanmıstı zaten bı sorun cıkmadı bende...allah razı olsun...başka alısverıslerde görüşmek dılegıyleee

Misafir Kullanıcı

23.10.2010 00:13:00

kargo ücretini fiatı ile birlikte yazın aldatmaca yapmayın 14 lira diyorsunuz arkasından 5 tl kargo ücretini siparişte söylüyorsunuz yaptığınız ahlakı değil.

Misafir Kullanıcı

23.10.2010 00:09:00

kargo ücretini neden binci sayfadan vermiyorsunuz.insanları aldatmayın .

Misafir Kullanıcı

Yorum Puanlama Sonuçları

%21
 
%79
 


 Bu ürüne yorum yazmak için tıklayınız.

Üye Giriş Formu

Değerli Ziyaretçimiz;
İşleme devam edebilmek için sisteme giriş yapmanız gerekmektedir.
Henüz üye değilseniz, Yeni Üye Kayıt Formu nu doldurarak üye olabilirsiniz.
Şifrenizi hatırlayamıyorsanız, Şifre Hatırlatma Formu nu doldurabilirsiniz.
Üye girişi yapmak için, lütfen e-posta adresinizi ve şifrenizi giriniz.
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Beni Hatırla :
   
 

Önerileriniz

Bu ürünün açıklamaları, fiyatı veya diğer özelliklerinin hatalı olduğunu düşünüyorsanız aşağıdaki formu doldurarak bize gönderebilirsiniz.
Siparişiniz ve diğer sorularınız için "Sipariş Yardım Formu" hizmetimizi kullanabilirsiniz.
E-Posta Adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
Güvenlik Kod Onayı
 
Bu Ürünü Alanlar Bunları da Aldı!
Tümünü Seç/Kaldır Ürün Adı Fiyat Sepet Stok
  Elif-Ba Kur'an Öğreniyorum 0,50 TL  Sepete At Stoklarımızda
  ÜRET ÇAY MAKİNASI 120 Bardak Kampanyalı Ürün 172,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
  Aliş Akülü Arabalar İçin Yedek Akü 6V Kampanyalı Ürün 51,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
  CAL Kilo Aldırıcı Macun Yeni Ürün 19,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
  Sesli Namaza İlk Adım / Sesli Sureler ve Dualar Yeni Ürün Kampanyalı Ürün 17,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Bu Kategorideki Diğer Ürünler
Tümünü Seç/Kaldır Ürün Adı Fiyat Sepet Stok
Rahle Boy Gül Desenli Renkli Kuran-ı Kerim KOD 124M Yeni Ürün 25,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Orta Boy Sesli Kuran-ı Kerim KOD 058S Yeni Ürün Kampanyalı Ürün 20,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Orta Boy Gül Desenli Renkli Kuranı Kerim (Mavi) Yeni Ürün Kampanyalı Ürün 20,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Orta Boy Gül Desenli Renkli Kuranı Kerim (Pembe) 20,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Rahle Boy Satır Arası Kelime (kırık) Mealli Yandan Tam Mealli Tecvit Kurallarına Göre Renkli Kur'an-ı Kerim PEMBE Yeni Ürün 18,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Rahle Boy Satır Arası Kelime (kırık) Mealli Yandan Tam Mealli Tecvit Kurallarına Göre Renkli Kur'an-ı Kerim MAVİ Yeni Ürün 18,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Orta Boy Satır Arası Kelime (kırık) Mealli Yandan Tam Mealli Tecvit Kurallarına Göre Renkli Kur'an-ı Kerim MAVİ Yeni Ürün 14,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Orta Boy Satır Arası Kelime (kırık) Mealli Yandan Tam Mealli Tecvit Kurallarına Göre Renkli Kur'an-ı Kerim PEMBE Yeni Ürün 14,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Cep Boy Mühürlü Kur'an-ı Kerim - KOD 064S 11,00 TL  Sepete At Stoklarımızda
Cep Boy Mühürlü Kur'an-ı Kerim - KOD 064 11,50 TL  Sepete At Stoklarımızda
Tümünü Göster
E-Posta Üyeliği
Yeniliklerder haberdar olmak için e-posta bültenlerine üye olun.
Ana Sayfa Müşteri Hizmetleri Hakkımızda S.S.S Yardım İletişim
Göztepe Mahallesi Orhan Gazi Caddesi Sakin Sokak No:5/B
Bağcılar/İstanbul - Tel:0212 446 76 60 Pbx
Copyright © 2009 cumapazarlama.com